4 Mart 2013 Pazartesi

Organik Arıcılık Alanı


Organik arıcılık faaliyetlerinin gerçekleştirildiği 3 km yarıçap alan
içerisinde bulunan nektar ve polen kaynakları, organik olarak üretilen
ürünlerden, doğal veya arıcılık ürünlerinin organik olma niteliğini
etkilemeyecek bitki örtüsünden oluşmalıdır. Bu alanda yeteri
miktarda polen ve nektar bulunamaması halinde, üreticinin arılarını
belirtilen şartlara uygun olmayan bir alana nakletmesi durumunda,
üretimini organik tarım usul ve esaslarına uygun yapmak kaydıyla
elde edilecek ürün organik olarak değerlendirilemez.
Organik
arıcılık sahası içerisinde, aynı üretici tarafından, organik ve konvansiyonel
arıcılık birlikte yapılamaz.
Organik Arıcılık Sahası
Arıların bulunduğu alana kapasitesinin üzerinde kovan yerleştirilmemelidir.
Uçakla ilaçlı mücadele yapılan ve karantina tedbirleri
uygulanan alanlarda organik arıcılık faaliyeti yapılamaz. Kovanların
yerleştirildikleri alanlar kovan bilgileri ile birlikte kaydedilmelidir.
Kovanlar bulundukları yerden başka yere yetkilendirilmiş
kuruluş bilgisi dâhilinde taşınabilir
Geçiş Dönemi
Konvansiyonel arıcılıktan organik arıcılığa geçiş süresi bir yıldır.
Organik arıcılıkta uygun olmayan girdilerin son kullanma tarihleri
geçiş süresinin başlangıç tarihi olarak belirlenir. Organik üretim
yapan üretici, üretimini organik tarım usul ve esaslarına uygun yapmak
kaydıyla geçici süre arılarını organik olmayan bir alanda yapması
sonrası söz konusu kovanlarını tekrar organik bölgeye nakledilmesi
halinde geçiş süreci uygulanmaz.
Geçiş döneminde, arılar organik kovana aktarılır, kovanda
bulunan bütün peteklerin organik bal mumundan yapılması sağlanır.
Bu süreçte üretilen ürünler organik olarak isimlendirilmemektedir.

Arı hastalık ve zararlılarında tedavi amacıyla kimyasal bileşimli
ilaçlar kullanılmak zorunda kalındığında tedavi sonrası bu kolonilere
bir yıllık geçiş süreci uygulanır.
Organik Arıcılıkta Geçiş Dönemi
Arıların Orijini
Organik arıcılık üretiminde kullanılacak arı ırkı, üretim yapılacak
çevreye uyumlu olmalıdır. Arı kolonisi, organik olarak üretim
yapılan işletmelerden suni oğul olarak elde edilir. Konvansiyonel işletmelerden
elde edilecek arı kolonileri bir yıllık geçiş süresi uyguladıktan
sonra organik arıcılıkta kullanılmaktadır
Yönetmelik, kolonilerin ana arılarının yenilenmesi amacıyla
konvansiyonel üretilen ana arılardan ancak kolonilerin %10’u nu
karşılayacak miktarda ana arı kullanılmasına ve aynı miktarda erkek
arı ilavesine izin vermektedir. Kolonilerin oğul vermemesi için ana
arıların kanatlarının kesilmesi yasaktır. Ama ana arıların yenilenmesi
esnasında eski ana arının öldürülmesine yönetmelikte izin verilmektedir.

Arıların Beslenmesi
İlkbahar döneminde arı kolonilerinin beslenmesinde organik
bal kullanılır. İklim koşullarının balın kristalleşmesini hızlandırdığı
durumlarda, beslemede organik metotla üretilen bal yerine organik
metotlarla üretilen şeker şurubu veya organik şeker melası
kullanılmasına yetkili kuruluş tarafından izin verilebilir. Besleme ile
ilgili olarak kayıtlara, ürünün tipi, uygulama tarihi, miktarı ve kullanıldığı
kovanlara dair bilgiler yazılır. Besleme işlemi son bal hasadı
ile müteakip nektar veya balözü döneminden önceki 15 gün arasında
yapılır. Beslemede öncelikle işletmenin kendi kovanlarında ürettiği
organik bal ve polen kullanılmalıdır. Organik bal veya organik
şekerle hazırlanan şuruba, takviye amacıyla herhangi bir katkı maddesi
ilave edilmemelidir. Şeker, pekmez, süt, melas, glikoz, ve diğer
konvansiyonel maddeler kesinlikle kullanılmamalıdır.
Organik Arıcılıkta Besleme Zamanı
Organik Arıcılıkta Hastalıklarla Mücadele
Organik arıcılıkta, arıların hastalanması ve zararlılardan korumak
için koruyucu önlemler alınır. Tedavi edici etkilerinin öngörülen
tedaviye uygun olması kaydıyla kimyasal bileşimli ilaçlar yerine
fitoterapik ve homeopatik tedavi yöntemleri kullanılmalıdır. Fitoterapi
bitkisel ürünleri kullanarak yapılan tedavidir. Homeopati ise
1796 yılında Dr. Samuel HAHNEMANN tarafından ortaya atılmış, tanımlanmış
ve uygulanmıştır. Homeopati; hayat enerjisi, benzerler
benzerleri ile tedavi edilmesi ve güçlendirici ilkelerine dayanan bir
tedavi yöntemi olarak tanımlanmıştır (Kurt, 2007)..

Arıcılıkta uygulanacak koruyucu önlemeleri şu şekilde sıralayabiliriz:
1- Dayanıklı ırk ve hatlar seçilmeli,
2- Ana arılar düzenli olarak yenilenmeli,
3- Kovandaki petekli çerçeveler düzenli olarak yenilenmeli
4- Kovanlardaki erkek yavru arılar kontrol edilmeli,
5- Kovanlarda yeterli miktarda polen ve bal bırakılmalı,
6- Arı sağlığı için kovanlar sistematik olarak denetlenmeli,
7- Arılıklarda kullanılan malzemeler, organik yöntemlerle dezenfekte
edilmeli,
8- Kirlenmiş maddeler veya kaynaklar zararsız bir şekilde imha edilmelidir.
9- Arıları rutubetten, stresten ve ani ısı değişimlerinden korumak

Koruyucu önlemlere rağmen, koloniler hastalanır veya zarar
görürse, koloniler ayrı alanlarda izole edilerek tedaviye alınır bir
veterinerin sorumluluğunda kimyasal bileşimli ilaçlar kullanılabilir.
Veteriner ilaçlarının uygulandığı zamanlar; aktif farmakolojik madde
de dâhil ürünün tipi, konulan teşhis, dozu, uygulama şekli, tedavi
süresi ve ilacın yarılanma süresi açıkça kaydedilmeli ve ürünler
organik ürün olarak pazarlanmadan önce yetkilendirilmiş kuruluşa
bilgi verilmelidir. Bu kovanlar için geçiş süresi uygulanır. Önleyici
tedbir olarak kimyasal bileşimli ilaç kullanılmaz.
Bal arısının en büyük zararlısı olan varroa mücadelesi için,
insan sağlığına zararlı etkileri olmayan ve balda kalıntı riski taşımayan
doğal maddeler aranmaya başlanmıştır. Organik kökenli; formik
asit, laktik asit, asetik asit, oksalik asit, nane, kekik, okaliptüs
veya kafur kullanılabilir.
Varroa mücadelesinde biyolojik yöntem olarak erkek arı gözlü
çerçeveler kullanılır. Yönetmelik bu amaçla erkek arı gözlü petek

lerin imha edilmesine izin vermektedir. Bu yöntemi uygulamak
için arıların ilkbahar gelişme döneminde kuluçka bölümüne, üst
çıtasına boydan boya 1cm uzunluğunda temel petek tutturulan
veya tamamen boş çerçeve verilerek erkek arı gözü yapmaları
sağlanmalıdır.

Kovanların dezenfeksiyonu, pürümüz ile alev tutularak yapılır.
Arıcılıkta kullanılan ekipmanın dezenfekte edilmesi amacıyla su,
kaynar su, buhar, kireç kaymağı, sönmemiş kireç, sodyum hipoklorit
(çamaşır suyu), doğal bitki özleri, alkol ve sodyum karbonat kullanılır.
Bal sağımı da organik arıcılıktaki en önemli noktalardan birisi
olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağım sırasında kimyasal sentetik
kovucu maddelerin kullanılması yasaktır. Sağım sırasında temiz ve
düzenli bir sistemin kurulması, balların konulacağı kapların titizlikle
hazırlanması gerekmektedir.
Organik tarım metoduyla üretilen arı ürünleri ambalajlanırken
organik ürün niteliğinin bozulmamasına dikkat edilmelidir. Organik
arıcılıkta kullanılan ambalajlar; cam, tahtadan üretilmiş malzemeler,
özel üretilmiş uygun organik kaplama maddelerinden yapılmalıdır.
Organik arı ürünleri konvansiyonel ürünlerden ayrı olarak
depolanmalı ve depolama sırasında herhangi bir kimyasal ilaç kullanılmamalıdır
Arı ürünlerinin depolanması sırasında oluşabilecek
nem, sıcaklık ve ışık değişimlerine dikkat etmek gerekmektedir.
Organik arı ürünleri, karayolları kenarında kesinlikle bekletilmemeli
ve satılmamalıdır.

Ülkemizin geniş mera sahaları ve kestane, ıhlamur ağaçlarının
yoğun bulunduğu ormanlar ile Dünya’da ülkemize özgü diyebileceğimiz
Ege ve Akdeniz bölgelerinde çam balı üretilebilen ormanlar
organik bal üretimi için güzel fırsatlar sağlamaktadır.
Organik arıcılık faaliyetleri konusunda arıcıların eğitilmesi,
daha etkin koloni yönetiminin uygulanması, koloni başına birim
üretimin artırılarak, maliyetin azaltılması, organik bal üretimi
konusunda arıcıların eğitilmesi ve toplumsal sağlık açısından “temiz”
bal üretiminin öneminin vurgulanması, organik bala ödenen
fiyat farkının daha cazip kılınması halinde ülkemiz konvansiyonel
bal üretiminde olduğu gibi, organik bal üretiminde de dünyada sayılı
ülkeler arasında yerini alacaktır.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

....

..............................