16 Nisan 2013 Salı

Bal Arılarının Besin Maddesi Gereksinimleri

Bal arılarının her canlı gibi yaşamlarını
devam ettirebilmeleri, ihtiyaç duydukları
besin maddelerini alabilmelerine bağlıdır.
Arıların besin maddesi ihtiyaçları ve
beslenmenin önemi konularında çok çeşitli
araştırmalar yapılmıştır. Bal arılarının ihtiyaç
duydukları besin maddeleri; karbonhidrat,
protein, vitaminler, mineraller, yağ ve sudur.
Arılar ihtiyaçları olan karbonhidratları nektar
ve tatlı salgı kaynaklarından sağlarken
geriye kalan tüm besin madde ihtiyaçlarını
karşılayan tek besin kaynağı polendir. Yaşlı
arıların hayatta kalabilmeleri için karbonhidrat
ve su yeterli iken, petek gözünden yeni

çıkmış arıların dokularının, salgı bezlerinin
ve iç organlarının gelişebilmesi için polenin
mutlaka diyetlerinde yer alması gerekir
(Standifer ve ark. 1978).
Karbonhidratlar
Karbonhidratlar arıların enerji ihtiyacını
karşılar ve erişkin bir bal arısının hayatta
kalabilmesi için günde yaklaşık 4 mg
kullanılabilir şekere ihtiyacı vardır (Barker
ve Lehner 1974). Bal arıları karbonhidrat
gereksinimlerini çiçek ve salgı nektarlarından
karşılarlar. Nektardaki toplam şeker içeriği
çiçeğin türüne, havaya, iklime, yıla, günün
saatlerine, havadaki ve topraktaki neme bağlı
olarak %4 ile %60 arasında veya daha yüksek
oranda değişiklik gösterir (Shuel 1975). Bal
arıları %30–50 şeker ihtiva eden nektarları
tercih ederler (Waller 1972). Genellikle %15
den daha az şeker ihtiva eden nektarları
toplamazlar (Wykes, 1952). Nektarda
şekerden başka az miktarda organik asitler,
mineraller, vitaminler, enzimler, esansiyel
yağlar gibi nitrojenli ve fosforlu maddeler
ile nektara aroma veren ve bu nektarlardan
yapılan ballara özel değer kazandıran diğer
bazı maddeler bulunur (Beutler1953).
Arıların hazır şekilde aldıkları şekerler,
genellikle nektarlarda bulunan glikoz, fruktoz
ve sakkaroz veya basurada bulunan melizitoz
ve maltozdur. Karbonhidratlar ve ilgili
bileşenler test edildiğinde bal arılarına tatlı
gelen 7 şekeri kullandıkları, tatlı bulmadıkları
şekerlerin, çok az ya da hiç besinsel değer
taşımadığı belirlenmiştir (Frisch 1965).
Bal arıları tatlı şekerlerden, glukoz, fruktoz,
sakkaroz, maltoz, trehaloz ve melezitozu; tatlı
olmayanlardan ise arabinoz, xyloz, glaktoz,
cellobioz, raffinoz, mannitol ve sorbitolu
tüketirlerken rhamnoz, fucoz, mannoz, rerboz,
laktoz, malibioz, dulcitol, erythritol ve inositol
gibi şekerleri tüketmemektedir (Doğaroğlu
2004).
Her ne kadar bal arıları birçok
şekerden faydalansa da, sindirim için uygun
enzimlerden yoksun olan bazı şekerler zehirli
veya yararsız olabilir. Bal arılarına zehirli olan
şekerlere; mannoz, laktoz, galaktoz ve rafinoz
örnek gösterilebilir. Özellikle mannoz oldukça
zehirlidir ve tüketildikten sonraki birkaç
dakika içinde bal arısını öldürür. Hem laktoz
hem de rafinoz, bal arılarına verildiğinde
arıların yaşam süresini azaltır (Barker ve
Lehner 1974).
Bal arılarına serbest seçim şansı
sunulduğunda çeşitli şekerlere karşı kesin
bir tercihleri olduğu gözlemlenmiştir. Arılar
çoktan aza doğru sakkaroz, glukoz, maltoz
ve früktozu tercih ederken, bu şekerlerin
karışımı ek bir etki yaratmamıştır. Sakkaroz
en çok tercih edilen şeker olurken, yapay
bir çiçekten şerbet alma seçimi verildiğinde
arıların en az tercih ettiği glukoz olmuştur
(Waller 1972).
Proteinler
Proteinler, canlılarda hücre yapısının
temel organik maddeleridir. Bal arılarında
proteinler larvaların gelişimi ve ergin
bireylerin kaslarının, salgı bezlerinin ve
diğer organlarının yapımı ve gelişimi için
kullanılmaktadır. Bal arıları için tek doğal
protein kaynağı polendir (Schmidt 1997,
Pernal ve Currie 2001). Bal arılarında,
koloninin gelişmesinde kuluçka faaliyeti
önemli bir rol oynamaktadır. Larvanın
gelişimini sağlayabilmesi için proteince çok
zengin olan işçi arıların hypopharyngeal
ve mandibular bezlerinden salgıladıkları
bir salgıyla (royal jelly) beslenmeleri
gerekmektedir. Bu salgının salgılanabilmesi
için genç işçi arılar bolca polen tüketmek
zorundadır. Polen, yalnızca yavru besini
salgılanması için önemli olmayıp, aynı
zamanda genç arıların dokusal gelişimlerini
tamamlamaları için de çok önemlidir (Hrassnigg ve
Crailsheim 1998).
Gelişmesini tamamlayarak petek gözden
yeni çıkmış bir işçi arının %13’ü, 5 günlük bir işçi
arının ise %15,5’i proteinden oluşmaktadır. Bir işçi
arı kuluçkadan çıkıncaya kadar 3.21 mg nitrojene
ihtiyaç duyar ve bu yaklaşık 145 mg polene
eşdeğerdir. Yine petek gözden çıktıktan sonra ki 5
gün içerisinde bal arılarında nitrojen içeriği başta
%93, karında %76 ve göğüste %37’ye ulaşır (Elton
ve Herbert 1997).
Arılar gelişmeleri sırasında vücut dokularında
besin maddelerini depolarlar ve kıtlık dönemlerinde
bu besinleri kullanırlar. Özellikle yavru yetiştirmekte
olan genç arılar polen kıtlığı olan dönemlerde, karın
dokularından %19 azot ve vücut genelinden %62
thiamin yitirirler (Doğaroğlu 2004).
Bal arılarının normal bir şekilde gelişimlerini
sağlayabilmeleri için gerekli protein miktarı,
bu proteinin amino asit içeriğine göre değişim
gösterir. Bal arıları esansiyel olarak tanımlanan 10
amino asiti (arginin, histidin, lösin, isolösin, lisin,
metiyonin, fenilalanin, treonin, triptofan ve valin)
dışarıdan gıdalarla almak zorundadırlar. Prolin, glisin
ve serinin gibi esansiyel olmayan amino asitler
büyüme için önemli değildir. Bal arıları tarafından
toplanan polenler esansiyel amino asitlerin
tamamını içermektedir (Doğaroğlu 2004, Genç ve
Dodoloğlu 2002).
Bir bal arısının ergin hale gelebilmesi için ihtiyaç
duyduğu protein gereksinimini orta büyüklükteki
10 adet polen yükü karşılayabilmektedir. Güçlü bir
koloni yılda yaklaşık 200 bin yavru yetiştirebilmesi
için en az 20 kg polene ihtiyaç duymaktadır (Elton
ve Herbert 1997).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

....

..............................